Marpol 73/78 Uygulamaları – Ek VI

Marpol 73/78 Uygulamaları – Ek VI

*Dr. Levent BİLGİLİ

Yeryüzünde insan yapımı olarak faaliyette bulunan tüm süreç ve ürünler, girdi olarak kullandıkları başka süreç veya ürünleri işlerken ya da değerlendirirken çevreye bir atık bırakır. Bu durum, esasında doğal süreçlerde de yer almasına rağmen doğa, bir ürün kullandığı bir girdiyi çıktı olarak bırakmayıp başka bir süreçte yeniden girdi olarak değerlendirmektedir. İnsan yapımı ürünlerde ise bu her zaman böyle olmaz. Bir süreç ve ürün, girdi olarak kullandığı süreç ve ürünü tam işleyemeyip dışarıya geri kullanımı zor olan bir ürün bırakıyorsa, bu ürün artık atık ve/veya emisyon adını alır. Modern insanın en büyük problemlerinden birisi de burada başlar.

Gemiler de bu atık/emisyon üretim sürecinden muaf değildir. Sanayi Devrimi’ne kadar kürek ya da rüzgar gücüyle sevk edilen gemiler, özellikle 19. yüzyılda büyük bir dönüşüm geçirerek önce kömür sonra da petrol türevli yakıtları sevk gücü olarak kullanmaya başlamışlardır ve bu iki yakıt türünün de kökeni geçmiş çağlarda yaşayan canlılar olduğundan içerikleri çoğunlukla karbondan oluşmaktadır. Bu da yakıtların yanma süreçleri sonucunda kaçınılmaz olarak karbon bazlı gaz emisyonlarının oluşmasına yol açar; fakat bu karbon bazlı gazlar ne yazık ki buzdağının görünen kısmı bile değildir.

Günümüzde gemi gaz emisyonlarının sayısının 450 civarında olduğu tahmin edilmekle birlikte bunların çok büyük bir bölümü gerek miktar gerekse etki bakımından azımsanacak düzeydedir. Bununla birlikte karbondioksit (CO2), karbon monoksit (CO), metan (CH4), azot oksitler (NOx), kükürt oksitler (SOx), parçacıklı madde (PM), siyah karbon (BC), uçucu organik bileşikler (VOC’s) ve nitröz oksit (N2O) en çok karşımıza çıkan ve hem insan sağlığı hem de ekosistem üzerinde en çok etki bırakan gaz emisyonlarıdır. Gemiler, bu sayılan emisyonların görece çok küçük bir kısmının kaynağı olmalarına rağmen, gemi emisyonlarının % 70’inin kıyıya 400 km ve daha yakın mesafede oluşması nedeniyle karşımızda ciddiye alınması gereken bir sorun mevcuttur.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), gemi emisyonlarının kısıtlanması ve düzenlemesiyle ilgili olarak Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO)’nü yetkili kılmış ve IMO da 1973 yılında Denizlerin Gemiler Tarafından Kirletilmesinin Önlenmesine Ait Uluslararası Sözleşme (MARPOL)’yi düzenlemiştir. MARPOL, 1978’de güncellenmiş ve MARPOL 73/78 adıyla 2 Ekim 1983’te yürürlüğe girmiştir.

MARPOL, farklı konulara değinen 6 ekten ibarettir:

  • Ek-I: Petrol Kirliliğinin Önlenmesi Kuralları (2 Ekim 1983)
  • Ek-II: Dökme Halde Taşınan Zehirli Sıvı Maddelerden Kaynaklanan Kirliliğin Önlenmesi Kuralları (2 Ekim 1983)
  • Ek-III: Denizde Paketli Halde Taşınan Zararlı Maddelerden Kaynaklanan Kirliliğin Önlenmesi Kuralları (1 Temmuz 1992)
  • Ek-IV: Gemilerden Kaynaklanan Pis Su Kirliliğinin Önlenmesi Kuralları (27 Eylül 2003)
  • Ek-V: Gemilerden Kaynaklanan Çöp Kirliliğinin Önlenmesi Kuralları (31 Aralık 1988)
  • Ek-VI: Gemilerden Kaynaklanan Hava Kirliliğinin Önlenmesi Kuralları (19 Mayıs 2005)

MARPOL Ek-VI içinde Düzenleme-13 ve Düzenleme-14 sırasıyla NOx ve SOx için kısıtlamalar içerir. Şekil-1, Düzenleme-13 kapsamında NOx emisyonları için getirilen kısıtlamaları göstermektedir.

IMO kurallarına göre makine gücü 130 kW’tan daha yüksek olan tüm gemiler Şekil-1’de gösterilen NOx kısıtlamalarına uymak durumundadır. Şekil-1, daha iyi anlaşılması için Tablo-1 olarak ayrıca aşağıda özetlenmiştir.

Şekil-1 ve Tablo-1’e göre gemiler, makinelerinin üretildiği yıllara göre üç sınıfa ayrılırlar. Tier-I 2001-2011 arasında; Tier-II 2011-2016 arasında; Tier-III ise 2016’dan sonra üretilen makineleri ifade etmektedir. Tablo-1’de gemilerin makine çalışma devirlerine (RPM) göre farklı NOx hesaplamaları görülmektedir. Belirtilen tarihler arasında üretilen tüm gemiler bu kısıtlara uymak zorunda olup 2001 öncesi üretilen makinelerde bu kısıtlar aranmaz.

Şekil-2 ise Düzenleme-14 kapsamında uyulması zorunlu olan yakıt kükürt içeriği kısıtlarını göstermektedir.

Burada yakıt kükürt içeriği için iki farklı kısıtlama türü görülmektedir. Bunlardan ilki, dünyanın geneli içindir ve günümüzde yakıtın kükürt içeriğinin kütlesel olarak % 3,5’tan fazla olamayacağını belirtir. Bu oran, 2020’den itibaren % 0,5’e düşecektir. Emisyon Kontrol Alanı (ECA) olarak adlandırılan ve Baltık Denizi, Kuzey Amerika kıyıları, ABD Karayip Denizi Karasuları ile Kuzey Denizi’ni içeren (kesin koordinatlar için bkz. http://www.imo.org/en/OurWork/Environment/PollutionPrevention/AirPollution/Pages/Emission-Control-Areas-(ECAs)-designated-under-regulation-13-of-MARPOL-Annex-VI-(NOx-emission-control).aspx) bölgelerde ise uygulanan değerler farklıdır. Bu bölgeler, daha katı kurallara tabi olup günümüzde yakıt kükürt içeriği maksimum % 0,1 olmayan gemilerin bu bölgelere girişine izin verilmemektedir. ECA ve Potansiyel ECA bölgeleri Şekil-3’te görülebilir.

 

*Dr. Levent BİLGİLİ

2011 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Denizcilik Fakültesi Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra aynı fakülte ve bölüm bünyesinde 2014 yılında yüksek lisansını ve 2018 yılında doktorasını tamamlamıştır. Doktora çalışmasında gemi emisyonlarının dinamik hava ve deniz koşullarına bağlı olarak değişimini yapay sinir ağları (YSA) yöntemiyle hesaplamıştır. Çalışmaları ağırlıklı olarak gemi ve tersane emisyonlarının tahmini ve azaltma yöntemleri ile yaşam döngüsü analizi üzerinedir. 2011-2017 yılları arasında Yıldız Teknik Üniversitesi’nde, 2017 yılından itibaren ise Bandırma Onyedi Eylül Üniversites’nde görev yapmaktadır.

Have your say!

5 1
Tarafından yazılmıştır

Cevap bırakın

kayıp Şifre

Kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin. E-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturmak için bir bağlantı alacaksınız.