Maritime UK 2050’ye Genel Bakış ve Türkiye için Çıkarımlar

Maritime UK 2050’ye Genel Bakış ve Türkiye için Çıkarımlar

Sürekli gelişen bir ortamda ayakta kalabilmek, şüphesiz ki bu ortama ayak uydurmak ile mümkündür. Tarih, belli alanlarda söz sahibi olan; ancak değişen koşullara ayak uyduramadığı için zayıflayan veya yok olmaya mahkum olan şirketler, kurumlar hatta ülkelerin varlığını bize sürekli olarak hatırlatmaktadır.

Dünya nüfusundaki artışa bağlı olarak, denizyolu taşımacılığı ve denizcilik ile ilişkili hizmetlere olan talebin artacağı beklentisinin yanı sıra, yapay zeka ve blockchain gibi günümüz dünyasında son zamanlarda sıklıkla telaffuz edilen teknolojik gelişmeler söz konusudur. İklim değişikliği, olağanüstü doğa olayları gibi deniz ekosistemi ve denizel çevreye yönelik gelişmeler ile artan yaşlılık ve doğuya doğru kayan ekonomik eksen dikkate alındığında, birçok sektörde olduğu gibi denizcilik sektöründe de mevcut durumun gözden geçirilmesi ve uyum için gerekli olan tedbirlerin alınması bir zorunluluk haline gelmiştir.

Coğrafi özellikleri, tarihsel geçmişi ve ekonomik kurumları dikkate alındığında, denizci uluslar arasında öne çıkan İngiltere, küresel ölçekte önemli bir konumda olmasına rağmen mevcut konumunu korumak, geliştirmek ve değişime ayak uydurabilmek amacıyla; belirli sektörel planlar ile desteklenen, hükümetin gündemindeki diğer planlar ile entegre edilebilecek bir plan hazırlayarak, 21.yy ikinci yarısından itibaren denizcilik sektörünü şekillendirmeyi amaçlamaktadır.

Alanında uzman akademisyenler, sektörün ileri gelenleri ve denizcilik hizmet tedarikçilerinin katkıları ile hazırlanan bu plan, İngiltere’nin önümüzdeki 30 yıl içerisinde denizcilik sektöründe neyi hedeflediği, hangi konuları öne çıkardığı hususunda bir rehber niteliğindedir. İngiltere’nin hangi fırsatları ve tehditleri dikkate aldığını incelemek amacıyla İngiliz hükümetinin hazırladığı kapsamlı rapor, yol haritası ve çeşitli sektörel raporlar dikkate alınarak hazırlanan bu yazıda, ülkemizin de pay çıkarabileceği hususlar üzerinde durulmaktadır.

İngiltere ve Denizcilik

Küresel ticaretin sürdürülebilir ve ucuz bir şekilde yerine getirilmesinde, denizcilik sektörü kilit bir rol oynamaktadır. İngiltere’de, toplam enerji arzının %25’i ve toplam gıda arzının %48’i ile birlikte toplam dış ticaretin %95’i deniz yolu ile karşılanmaktadır. Denizcilik sektörü, ekonomiye 2 milyar poundluk bir katma değer sağlamaktadır ki dolaylı katkılar da düşünüldüğünde bu rakam 5 milyar pound seviyesine çıkmaktadır. Dünya genelindeki toplam deniz sigorta primlerinin %35’i ve brokerlik hizmet komisyonlarının %26 ‘sının sadece Londra merkezli kurumlar tarafından tahsil edildiği düşünüldüğünde, sektörün genel ekonomideki önemi daha iyi anlaşılacaktır.

İngiltere, deniz ticaretinin yanı sıra, deniz turizminde de öne çıkmaktadır. Sektörün toplam brüt gelirlerinin %30’u bu sektörden elde edilmiştir. Ayrıca kruvaziyer turizmi, alternatif bir turizm çeşidi olarak İngiliz turistler tarafından sıklıkla tercih edilmekte olup, 2017 yılında, yarısı İngiliz limanları çıkışlı olacak şekilde 1.96 milyon turist kruvaziyer gemilerini tercih etmiştir.

Sahip olduğu saygın akademik kurumlar dikkate alındığında denizcilik eğitimi de İngiltere’nin güçlü olduğu başka bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünya’nın birçok ülkesinden gelen öğrenciler profesyonel bir şekilde eğitilip, İngiltere’nin yanı sıra dünyanın farklı noktalarında faaliyet gösteren kurumlarda orta ve üst düzey pozisyonlarda çalışma imkanı bulabilmektedirler.

Maritime UK 2050

Günümüzde denizcilik sektörü, sadece dış ticaretin yerine getirilmesi ile değil, aynı zamanda bu sektörde geniş bir yelpazede faaliyet gösteren işletmelerin ekonomiye kattığı değer ile de öne çıkmaktadır. Dolayısıyla sektörde aksayan yönler, ekonomide doğrudan etki yaratabilmektedir. Denizcilik sektörünün, İngiltere’nin geleceğindeki ayrılmaz bir bütün olduğu konusunda, hükümet ve sektörün bütün paydaşları hemfikirdir. Bu bağlamda; deniz hukuku, finans, sigorta, işletmecilik, brokerlik gibi sektördeki profesyonel hizmetlerin yanı sıra denizcilik eğitimi, emniyet ve güvenlik standartları ile bu alanlardaki uzmanlıklar konusunda rekabetçi üstünlüğü korumaya ve pekiştirmeye yönelik, doğru zamanda doğru aksiyonların alınmasını mümkün kılacak stratejik bir plan oluşturulması gerekli görülmüştür. Uluslararası ölçekteki müşteriler ve rakiplere güçlü bir mesaj verebilmek adına neler yapılabilir sorusu, ilk olarak 2015 yılında düzenlenen Denizcilik Çalıştayı’nda ortaya atılmış ve bu stratejik planın hazırlanmasına zemin oluşturmuştur. Deniz taşımacılığı, limanlar, deniz hizmetleri, denizcilik mühendisliği ve eğlence amaçlı denizel faaliyetler bu plan kapsamında değerlendirilmektedir.

Bu plan; sektörde birinci sınıf bir marka olunması, önceliklerin dengeli bir şekilde kümelendirilmesi, kural temelli yaklaşıma bağlı kalınması, küresel İngiltere’nin tesis edilmesinin yanı sıra, hükümet ve sektör arasında gerçek anlamda eşgüdümlü hareket edilmesi şeklinde 5 temel değer üzerine inşa edilmiştir. Bu bağlamda; İngiltere’nin rekabetçi üstünlüğü, çevre, altyapı, insan, güvenlik, teknoloji ve ticaret şeklinde 7 ana tema üzerine kurgulanmıştır. Bu temalar kendi içlerinde gerektiği ölçüde çeşitli alt başlıklar içermektedir. Her bir temaya ait bölümde, kısa-orta ve uzun vadeli önceliklere dair tavsiyeler bulunmaktadır.

Avrupa Birliği’nden çıkış müzakerelerinin sona ermesinin ardından mevcut ticaret ve yatırım ilişkilerinde oluşacak fırsatların değerlendirilmesinin yanı sıra komşu ülkeler ile hem ekonomik hem de güvenlik işbirliğinin sağlanması ve karşılıklı olumlu ilişkilerin tesis edilmesi bu planın öncelikli hedefleri arasındadır. Ayrıca, dünyanın önde gelen üniversiteleri, küçük ve orta ölçekli firmalar ile küresel işletmeler aracılığıyla deniz teknolojisindeki yeni gelişmelerden sağlanan faydaların maksimize edilerek, mevcut inovasyon çözümlerinin pekiştirilmesi hedeflerden birisidir. Özellikle, veri kullanımı ve dijitalleşme gibi konular sektörün geleceğini şekillendirecek konular olup, bu planın kalbinde yer almaktadır.

Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gibi ülkeler üstü konumdaki örgütlerin, denizel ortam ve faaliyetlere yönelik hazırlayacakları sözleşmelerin oluşturulmasında daha etkin rol almak da vurgulanan hedeflerden birisi olup, özellikle 30 yıl içerisinde sera gazı emisyonun büyük oranda azaltılması, zararsız yakıtların ve yenilenebilir enerjinin daha fazla kullanımını teşvik edici altyapı yatırımlarına ağırlık verilmesi öne çıkarılan hususlar arasındadır.

İngiltere’nin denizcilik sektöründe söz sahibi olmasında kuşkusuz yetişmiş personelin ve bu personeli yetiştiren akademik kurumların rolü oldukça fazladır. Dünya genelindeki en iyi yeteneklerin ülkeye çekilmesi, akademinin yoğun şekilde desteklenmesi ve uluslararası konferansların daha çok sayıda ve etkili bir şekilde yerine getirilmesi ile mevcut konumun korunacağı ve geliştirileceği vurgulanmıştır.

Belirlenen vizyona ulaşılabilmesi için gereken adımların atılması halinde bu program başarılı olabilir. Bu adımların içerdiği değişime kimileri çok hızlı adapte olabilecekken kimileri için değişimin getirdiği zorluklara adapte olmak zor olacağından 5,10 ve 15 yıllık adaptasyon süreleri belirtilmiştir. Gelecekteki zorluklar ve değişim üzerine bir cevap arandığı için bu plan şüphesiz ki bir başlangıç noktasıdır ve ileriki yıllarda revize edilmek durumunda kalınabilir. Belirtilen yol haritası 10,20 ve 30 yıl boyunca atılacak adımları açık bir şekilde içermekte olup, hükümet ile sektörün birlikte hareket etmesi ile aksayan noktalar geliştirilebilir.

Türkiye’ye Yönelik Çıkarımlar

Üç tarafı denizlerle çevrili bir Türkiye söylemi, her ne kadar ağızdan kolay çıksa da esasında çok büyük anlamlar içeren bir cümledir. Türk denizciliğinde son yıllarda bazı ilerlemeler kaydedilmiş olsa da mevcut konjonktürün çok gerisinde olduğumuzu söylemek yanlış olmayacaktır. Denizcilik sektörünün taşımacılık ayağında yer alan kurumlarımızın işletme modelleri, organizasyonel yapıları, finans imkanları ile hükümetin denizcilik sektörüne bakışı ve teşvikleri dikkate alındığında çok yol kat edilmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Hukuk, finans, sigorta başta olmak üzere denizcilik üzerine birçok hizmetin ağırlıklı olarak İngiltere menşeili yabancı firmalardan temin edildiği bir sektörde söz sahibi olabilmek mümkün değildir. Küresel ekonomik görünüm dikkate alındığında dışa bağımlılığın olumsuz sonuçlar doğurduğu bir zamanda yerelden genele yayılacak inovasyonel çözümlere ihtiyaç olup, bu çözümlerin küresel ölçekte pazarlanmasında fayda vardır. Genel ekonomiye sağladığı katma değer düşünüldüğünde, denizcilik sektörünün stratejik sektörlerden birisi olarak görülüp; hükümet, akademi ve sektörün bütün paydaşlarının ortak katılımı ile hazırlanacak geniş kapsamlı bir plana acil ihtiyaç vardır. Sektörün birçok alt kolunda lider konumda bulunan İngiltere; olanla yetinmeyip, olası değişimlere bugünden tedbir almak ve rekabetçi gücünü koruyup geliştirmek adına ortak akıl kullanarak böylesine bir plan hazırlıyorken, ülkemizin de acilen benzer şekilde gerçekçi bir stratejik plan oluşturması gerekmektedir.

Have your say!

2 0
Tarafından yazılmıştır
2010 yılında İstanbul Üniversitesi Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra bir denizcilik firmasında görev yapmıştır. 2014 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Denizcilik İşletmeleri Yönetimi Anabilim Dalında Yüksek Lisansını tamamladıktan sonra aynı anabilim dalında başladığı doktora eğitimine halen devam etmektedir. Ağırlıklı olarak gemi yönetimi, finansal yönetim ve davranışsal ekonomi konularında araştırmalar yapmaktadır. 2017 yılından bu yana Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Denizcilik İşletmeleri Yönetimi bölümünde öğretim elemanı olarak görev yapmaktadır.

Cevap bırakın

kayıp Şifre

Kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin. E-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturmak için bir bağlantı alacaksınız.